2 Şubat 2011 Çarşamba

2011'e girmişiz...1 ayını bitirmişiz. yoğun geçen bir dönemin ardından maksimum tembellik seviyesinde bulunduğum şu günlerde yeniden yazasım geldi.

evet, artık 1 seneyi doldurmuş bulunuyorum.kutlamalar başlasın :)) bunca zamandır kendini kısa süreli dansçı olarak görerek, hatalarına bir neden bulabilen ben, bundan sonra ne yapacak?
Yoksa kendini "tangodan nefret ediyorum" nidaları atar bir halde mi bulacak? olamaz...ama oldu bile belki :( ama gülüyorum da bu hale. Ben ki uzunca bir süredir istediğim dansı yapamamaktan dolayı, boşvermişliğin dibine vurup, sadece ders saatlerinde elimden geleni yaparım sonrası -Allah kerim- modunda dolanırken, peki neden bu zincirli kuyu girdabına girmiş olabilirim ki...Seçenekler:
1) 28 Ocak 2011 tarihli milongada süper güzel tango giysime ve tümmm sıcak pozitif hislerimi kuşanmama karşın sadece 2 dansla geçen milonga yüzünden olabilir mi?
2)Salı pratiğinde bir önceki pratikten güzel hocamın belirlediği -dans ederken dikkat edilecek husus Number 1 (şimdilik öyle diyelim)'e odaklanmışken, yine olmayan bişeylerin uyarısı yüzünden,aldığım tüm keyfin bir anda kaçmasından mı?
3) Yoksa yaklaşan 14 Şubat gününün üstümde yarattığı yalnızlık baskısından mı?...

bir anda kendimi 3 numaralı maddenin ezici moral bozuculuğu altında hissederken buldum..ama doğru cevap tabiki hepsi ve üstü bir sürü neden diyorum...Bu arada Cuma günü zarif dans ettiğime dair yorumun yine de hala beni mutlu edebildiğini de belirtmeliyim. İş yerindeki ayrılmalar canımı sıkarken, ve işe kendimi sürükleyerek götürürken, sabahları yatağım görünmez tılsımını üstüme saçıp, beni zar zor salıverirken ve umut bağladığım bir iki şeyin olmaması hala canımı sıkıyorken tango, kimi zaman fazla gelebiliyor....sa da seviyorum tabi ki..
Şuna kanaat getirdim ki benimki bir nefret-aşk ilişkisine benziyor.olsa olsa bana da bu yakışırdı zaten, ne zaman doğru dürüst birini sevdim ki?

neyse, ey benim son zamanlarımın en keyifli uğraşısı, hiç bekleme...pes etmek yok